Acemi Ambargocular

Müttefiklerince kendisine reva görülen ve yıllardır, sıklıkla uygulanan ambargolar, adeta Türkiye’nin ambargo konusunda bağışıklık geliştirmesine sebep olmuştur. Ekonomik ambargoların ‘ülke gözetmeksizin’ verdiği tahribatlardan elbette Türkiye’de her zaman nasibini almıştır, almaktadır. Ancak Türkiye’nin savunma sanayi ve havacılık alanında geldiği noktada uygulanan silah ambargoları, kendisinin bölgesel gücünü zayıflatmaya, direncini kırmaya asla yetmiyor. Aksine yerliliğin ve milliğin önemi perçinleniyor, bu sayede yeni projelerin önü açılıyor, mevcut projelere ise hız veriliyor. Zayıflatmak bir tarafa, Türkiye’nin yerli ve milli silahları Suriye’de, Libya’da, Mavi Vatan’da, Azerbaycan’da, Irak’ta karşı unsurlara adeta kan kusturuyor ve bu başarılarıyla da uluslararası arenada kendinden sıklıkla “oyun değiştirici” olarak söz ettiriyor.

İngiltere Savunma Bakanı Wallace, Türkiye’nin ürettiği SİHA’lar hakkında bir dizi bilgi sıraladıktan sonra; “Bu iddiaların yalnızca yarısı doğru olsa bile, sonuçları oyunun kurallarını değiştiriyor.” açıklamasında bulundu.

Askeri gücü ile uluslararası alanda hızla parlayan ve bu yönüyle göze batan Türkiye, bir takım çevrelerde son derece rahatsızlık ve panik havası yarattı. Gelinen noktada F35 savaş uçaklarına, Atak T-129 motorlarına ve son olarak da Kanada’ nın uyguladığı Bayraktar TB2 motoruna ve yine TB2 kamera sistemine gelen ambargolar gündemdeki yerini koruyor.

Yaptırım uzmanı ABD’nin bitmek bilmeyen F35 açıklamaları, geçmişte alınan bu ambargo kararının da sanki bir panikle alındığı izlenimini uyandırmaktadır. ABD’nin “s400 alırsanız F35 vermeyiz” söyleminin ardından, Erdoğan’ın “yahu s400’leri alacağız demiyorum, aldık diyorum!” cevabına rağmen, ABD’nin, F35’leri sürekli gündeme taşıması, “bari getirmeseydiniz”, “bari kurmasaydınız”, “bari denemeseydiniz” yaklaşımı ve ‘çözüm’ arayışları, ABD’nin bu yaptırım kararının Türkiye’den çok, kendine zarar vereceğini bilmesinden kaynaklanıyor. F35 yaptırımının hemen ardından Türk televizyon ve sosyal medyasında düşüncelerini açıklayan birçok havacı generalin, sanki ağız birliği yapmışçasına F35 yerine Milli Muharip Uçağı TF-X’i işaret etmesi, ABD’nin karın ağrısını, sancısını, şüphesiz arttırıyor. Atak T-129 motorlarına uygulanan ambargonun akıbeti de F35 sarmalından farksız değil. Kısa vadede Pakistan’a gerçekleştirilecek olan ihracatın önü ABD’li firma tarafından alınabilmiş olsa da, şüphesiz Türkiye çok geçmeden bu helikopterleri yerli ve milli motorları ile uçuracak, ihracatını da gerçekleştirecektir.

Elbette ABD’yi yazının başlığında bulunan “acemi” ambargocuların içine dâhil edemeyiz. ‘Bu yazıda ne işleri var?’ derseniz, ABD’nin içinde olmadığı bir ambargo yazısının, eksik, yarım kalmış, bitmemiş bir yazı olacağını fark ettik.

MMU TF-X Paris’te Sergileniyor

Azerbaycan Başkanı İlham Aliyev’in adlandırmasıyla “2. Karabağ Savaşı’nın” oyun değiştiricisi de hiç şüphesiz Baykar yapımı Bayraktar TB2 Siha’ları olmuştur. Azerbaycan Savunma Bakanlığı hemen her gün bu siha’ ların karşı unsurlara gerçekleştirdiği son derece etkili operasyonları paylaşmaktadır. Her görüntü ayrı bir başarı belgesidir. Ancak, Ermeni tarafının da geçtiğimiz günlerde sarf ettiği “düşman hava üstünlüğünü daha fazla devam ettiremeyecek”, “Azerbaycan’ nın teknik üstünlükleri uzun sürmeyecek” itiraf niteliğindeki açıklamaları ve bunun yanı sıra sürekli toprak kaybetmeleri, Türk SİHA’ larının savaş alanındaki ‘oyun değiştirici’ pozisyonunu Ermenistan’ın ağzından doğrular niteliktedir. Bu gelişmelerin ardından da çok geçmeden Türkiye’ ye Kanada tarafından ambargo kararı gelir. Kanada, Bayraktar TB2’yi hedef alacak şekilde silah ambargosu uygular. Düşüncede bu ambargodan dolayı Bayraktar TB2’nin kullandığı görüntüleme/işaretleme sisteminin (L3 Harris Wescam üretimi Mx-15 ) ve motorunun (Kanada-Avusturya ortak üretimi Rotax) Türkiye’ ye satışı gerçekleşmeyecek, böylelikle SİHA üretimine bir darbe indirilecekti. Ancak yazının başında da belirttiğimiz gibi Türkiye özellikle de silah ambargolarına bağışıklık kazanmış, bu ambargolarla engellenemeyeceğini öncesinde olduğu gibi yine göstermiştir. Önceki ambargolardan farklı olarak Kanada ambargosuna Türkiye’den cevap bu sefer çok hızlı geldi. Kanada ambargosunun hemen sonrasında Selçuk Bayraktar bir tweet atmış, tweet’ inde ve farklı mecralarda ‘seri üretimden çıkan’ daha güçlü bir motorun testlerinin tamamlandığından ve bu motorun TB3’e güç vereceğinden bahsetmiştir. Kanada’nın silah ambargosu ile birlikte, Türk Savunma Sanayisi, TB2’nin üst modeli olacak olan TB3’ün müjdesini bu yolla vermiştir.

Ayrıca TB2’lerin görüntüleme ve işaretleme sisteminin de Aselsan tarafından üretildiği duyurusu yapılmıştır. Yine Selçuk Bayraktar Aselsan üretimi olan bu sistemin TB2’ de denendiğini açıklamış, Aselsan CATS sisteminin ilk atış denemelerinin de başarıyla gerçekleştiği görüntüleri yayınlamıştır. Tüm bu gelişmeler bize Kanada’ nın, ambargo kararını, Türkiye’nin savunma sanayi çalışmalarından bihaber olarak, panik halinde ve acemice verdiğini göstermektedir.

Aselsan CATS ilk atış denemesi

2. Karabağ Savaşı öncesinde Türkiye’nin gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekâtı ile bu harekâttan rahatsız olan, Norveç, Finlandiya, Hollanda, İngiltere, İsveç, Fransa, Almanya, Çekya, İtalya, Kanada ve İspanya gibi ülkeler de Türkiye’ye silah ambargosu uygulama yolunu tercih etmişlerdi. Bu ülkelerin uyguladığı ambargoların nasıl boşa çıktığını tek tek anlatmak yazıyı oldukça uzatacağı için, sizlere bu ambargonun sonrasında gerçekleşen ve gerçekleşmekte olan 2. Karabağ Savaşı’ ında, Azerbaycan’ a verilen desteği ve elde edilen sonuçlara bakmanızı öneririz. Türkiye’nin, yakın coğrafyasında arka çıktığı, desteklediği herhangi bir gücün, birçok devletin engel girişimine rağmen “bugün de” yüksek kazanımlar elde ediyor olması, bu ambargoların da Türkiye tarafından boşa çıkarıldığının kanıtı niteliğindedir.

Türkiye’nin ürettiği ve kullandığı gerçek drone/SİHA görüntüleri

Sonuç olarak son yıllarda Türkiye’ye sayısız ülkeden sayısız silah ambargosu dayatılmış ancak hiç biri Rusya’nın ‘domates’ ambargosundan daha etkili olamamıştır. Silah ambargoları, Türkiye’nin savunma sanayisini millileştirmiş, her alanda yürüttüğü ‘bağımsızlık’ çabalarına yön vermiş, yıllar içinde Aselsan’ nın ve diğer savunma kuruluşlarının ortaya çıkışını sağladığı gibi bugün de Bayraktar TB3’ün müjdecisi olmuştur. İnanıyoruz ki; Yukarda bahsi geçen acemi ambargocu devletlere bugün bir şans daha verilse aklıselim olanları ambargonun Türkiye’yi daha da güçlendirdiğini, ambargonun sadece kendilerine zarar verdiğini anlar ve böyle bir ambargoculuğa asla girişmezlerdi.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir